Mesleki Deformasyon

Swipe PadSwipe Pad Android telefon kullanıcıları için bence en gerekli uygulamalardan biri. Hatta android içine bunu entegre etse diye düşünüyorum. Ne işe mi yarıyor? Basit minicik bir program ama 12 adet seçebileceğiniz uygulamayı parmağınızın bir sürükleyip bırakma hareketiyle açabiliyorsunuz. Ekranın neresinden sürüklenince menünün açılacağını belirliyorsunuz gerisi sadece rahatlık.

Aşağıda market linki ve video linki var. Bir kez kullandığınızda bağımlılık yapıyor ve bir daha onsuz yapamıyorsunuz.

Swipe Pad

Android Market’e git.

Merhaba, Mesleki Deformasyon'a hoş geldiniz. Sitemi beğendiyseniz sayfamı takip etmek için RSS aboneliği başlatabilirsiniz. İyi eğlenceler.

Etiketler: ,

05 Eylül 2011

CyanogenMod ile HTC Desire Z performans canavarı!

Yazan: Barış Cebeci | Konu: Donanım |Yazılım

Desire Z telefonumu rahat durmayarak rootladıktan sonra özel romlara geçmek kaçınılmaz olmuştu. Önce bir kaç orjinal HTC Sense rom modifikasyonu denedim ancak CyanogenMod 7 benim için tam bir sürpriz oldu. İlk izlenimlerimi yazmadan önce CyanogenMod nedir kısaca anlatayım.

CyanogenMod android işlemcili telefonlar için android açık kaynak kodu kullanılarak tepeden tırnağa modifiye edilmiş kendine has özel bir rom. Telefonunuzla gelen hazır sistem yerine geçiyor. Yeniliklere ve normalde üreticilerin hazır romlarında olmayan birçok özelliğe sahip olan CyanogenMod’u kurduğunuzda, yepyeni bir telefona sahip olmuşsunuz hissine kapılıyorsunuz.

Yaklaşık bir haftadan beri nightly sürümünü kullandığım CyanogenMod beni beklediğimden fazla tatmin etti. Sense romlara göre iki  kattan fazla boş ram ile açılan bu rom kendi içinde işlemci hız aşırtması içeriyor ve normalde 800Mhz olan Desire Z 1.2Ghz çalışıyor. Sistem çok hafif beraberinde gelen ADW Launcher’ı kullanabildiğiniz gibi rakibi olan Launcher Pro tercih edilebilir başka bir app launcher.

Genel olarak hissedilen yüksek hız ve hiç takılmadan yağ gibi çalışması gibi bariz görünen olumlu özellikleri dışında seçenekleri karıştırdığınızda bir çok küçük ama çok kullanışlı özelliği içeride barındırıyor. Mesela ekran görüntüsü yakalama opsiyonu direk dahil edilmiş.

Çok fazla program açık olsa bile yüksek ram isteyen bir oyun açabiliyor ve rahatlıkla daha önce kullandığınız programa oyunun ortasında geri dönebiliyorsunuz. Ne bir yavaşlama ne bir otomatik arka programlarda kapanmalar var.

Zayıf noktaları da var tabii. Mesela HTC Sense arayüzünün görsel muhteşemliği (her ne kadar telefonu yavaşlatıp hafızasını yiyip bitirse de) ve sosyal ağlara entegre çalışan telefon rehberi gibi özellikler hazır gelmiyor. Bunun için android marketten güzel bir rehber programı kullanmanız mümkün. Kamera programı dokunulan yeri netlemiyor. Bunun gibi ufak tefek eksikleri var ama artıları o kadar çok ki aşık oluyorsunuz.

Peki CyanogenMod’u kimler yapıyor? Cyanogen takma isimli birinin isim babası ve proje yöneticisi olduğu topluluk söylenene göre 30 kişiye yakın. Bunun nedeni 20′den fazla marka/model telefona uygun hazırlanıyor olması. Müthiş bir kullanıcı desteği ve başarısı var. Cyanogen’in bir kaç hafta önce Samsung tarafından işe alınmış olması da sanırım başarısını kanıtlıyor.

Desire Z kullanıcılarının bir avantajı ise Cyanogen’in telefonunun Desire Z olması ve ilk güncellemelerin Desire Z’ye çıkıyor olması.

Root yapmaya cesaret edip custom rom maceralarına girecekler için mutlaka denenmesi gereken bir rom CyanogenMod denemeden android telefon kullandım demek bile doğru gelmiyor artık. :)

CyanogenMod Resmi sitesi: tıklayın.

Son nightly (gecelik) sürümleri (Desire Z): tıklayın.

Yeni kullanmaya başladığım HTC Desire Z telefonum için Android işletim sisteminin 2.3.3 versiyonunu HTC kendi Sense arayüzüne uyarladı. Geçen ay diğer ülkelerde dağıtıma başlanan güncelleme dün Türkiye için de belirdi. Dün sorunsuz bir güncellemeden sonra kısa süre içinde deneyimlediklerim artılar eksileri yazdım. Henüz geçmemiş olanlar için yardımcı olabilir.

Desire Z : 2.3.3 Gingerbread İlk İzlenimler:

Artıları:
* Daha akışkan menüler. Daha az takılıyor. Eskiden arada takılır gibi olurdu şimdi yağ gibi akıyor.
* Uygulama yöneticisi daha hızlı. Tüm uygulamaları taraması uzun sürerdi şimdi daha hızlı tarıyor.
* Galeri daha hızlı çalışıyor. Küçük galeri resimleri daha hızlı geliyor ilk açıldığında.
* Video performansı daha iyi geldi ama flash 10.3 yüklediğimden de olabilir emin değilim.
* SENSE Arayüz de küçük küçük ama çok hoş yenilikler var. Mutlaka olması gereken minik eklentiler gibi.
* Türkçe çeviri hataları menülerde filan düzeltilmiş çok göze batıyordu bazen.
* Internet Browser’ı yeni sürüme geçmiş. Yazı karakterleri filan daha okunaklı olmuş.

Eksileri:
* Eskiye (Froyo)’ya oranla Gingerbread ile Sense arayüzü biraz daha fazla hafıza yiyor. Çalışan uygulamalara biraz daha az yer bırakıyor ama benim eskiyle karşılaştığımda bu oran o kadar fazla da farklı değil.
* Asıl fark hafıza yönetiminde. Gingerbread çok sert bir hafıza yönetimi uyguluyor ve hafıza azalınca çatır çutur programları kapatıyor. Bunu performans artırımı için yapmış olabilirler. Tüm Gingerbread telefonlarda bu şekilde diye okudum bi çok forumda. Yani HTC nin bi seçimi değil bu. Bunu ancak rootlayıp özel yazılımlarla düzeltebiliyorlar. Belki 2.3.5 de filan düzelir.
* Ekran Işığında bi gariplik var otomatik ışık kısma ve açma sanki düzgün çalışmıyor. İyice anlamam bi kaç gün alır.

Kararsız kaldıklarım:

* Quadrant test skorum 1500 den 1200 e düştü. Ancak nedense saniyede gösterilen kare sayısı yani 3 boyutlu oyun grafikleri testi eskiye göre çok daha iyiydi. Daha akıcıydı. Testlere pek güvenmemek gerekir ancak soru işareti yaratıyor.
* Pil ömrü biraz daha iyi diyorlar ama bunu 1 hafta test etmeden önce tam anlayamam.
* HTC Desire Z’nin son güncellemesi olduğu söylentileri var. Bundan sonrası rootlayıp özel romlara yönelmek olacak belkide.

Çok kısa sürede edindiğim izlenimler bunlar.

Juice Defender Pil ömrü aklıılı telefon kullanan herkesin derdi oldu. Pil teknolojisi diğer gelişen teknolojilerden yavaş kalınca dijital oyuncaklarımız zamanının çoğunu prize takılı geçiriyor.

Yeni bir pil teknolojisi sorunlarımızı çözene kadar şarjımızın uzun gitmesini sağlamak için bir android uygulamamız var. Uygulama %50 – %100 arası şarj süresini uzatabildiğini iddia ediyor. Ve yalan da söylemiyor. 3 haftadır kullanıyorum ve %100 pil ömrü kazandığımı rapor ediyor program. Hissedilir derecede bir gelişme var gerçekten.

Peki bunu nasıl başarıyor? Şöyle, pili en çok harcayan 3G, GPS, Wireless gibi telefonun özelliklerini sizin istediğiniz şekilde açıp kapatarak. Program o kadar çok özellikle geliyor ki insan ilk başta afallıyor. Tabii ki basit seçenekleri de mevcut ama isterseniz en ince ayarlarına kadar girmek mümkün.

Mesela ben telefonumun ekranı açıkken Wireless ile bağlantı kurmasına ve eğer wireless yoksa 3G/Edge denemesine ayarladım. Ekranı kapattıktan sonra bağlantıları kesiyor. Şimdi diyeceksinizki bir akıllı telefon internetsiz ne işe yarar. Tabii ki doğru. Bunu da şu şekilde çözüyor program: Ekranınız kapalıyken sizin belirttiğiniz aralıklarda mesela saatte bir 1 dakika bağlantıları açıp güncelleme senkronizasyon gibi işlere izin vermiş oluyor. Sonra tekrar kapanıyor bağlantılar. Eğer siz arada telefonu kullanırsanız tekrar ekran açıldığından bağlantı kuruluyor.

Bu şekilde gayet tatminkat bir tasarruf sağlıyor. Bunun dışında ücretli versiyonunda çok daha fazla özellik ekleniyor mesela her programa göre ayrı davranmasını isteyebilirsiniz. Mesela bir internet radyosu programı açıksa o zaman internet bağlantısının kesilmesi doğru olmayacağından bu program açıkken hattı açık tut diyebiliyorsunuz. Hatta yeni program kurduğumda ayarlarını yapayım diyebiliyorsunuz.

Pil ömründen şikayetçi her android kullanıcısına tavsiye ediyorum. İlk kuracağınız yazılımlar kategorisinde Juice Defender.

Android Market linki.

Etiketler: , ,

08 Ağustos 2011

En iyi android uygulamaları: Mango, çizgi roman okuyucu.

Yazan: Barış Cebeci | Konu: Hobi |Yazılım

Japon çizgi romanları diğer adıyla manga’ya ilgi duyuyorsanız ve android bir telefonunuz varsa bu uygulama ilaç gibi gelicek. Mango binlerce çizgi romanı tüm fasikülleriyle okumanıza olanak veren bir uygulama.

Çok hızlı çalışıyor takılma filan yok. Tasarımı hoş. Büyük bir arşiv var ve pek çok manga sitesi ile bağlantılı arşiv arayabiliyorsunuz. Manga türünüzü belirliyor ya da sevdiğiniz bir çizeri arayabiliyorsunuz.

Ama en güzel özelliği istediğiniz kadar sayıyı telefonunuza indirip yolculuk sırasında internete bağlanmadan okuyabiliyorsunuz. Yolculuk sıkıntısına son! Ayrıca okuduğunuz mangaların neresinde kaldığınızda hep akılda tutuluyor.

Manga severler kesinlikle kaçırmayın!

Android Market sayfasına gitmek için tıklayın!

Etiketler: , ,

01 Ağustos 2011

Android’e HTC Desire Z ile geçiş yaptım.

Yazan: Barış Cebeci | Konu: Donanım

HTC Desire Z

Yeni nesil akıllı telefonlara uzun süre direndikten sonra sonunda dayanamayıp HTC Desire Z ile Android dünyasına girdim. Yaklaşık 1 haftadır kullanıyorum ve gayet memnunum. Sense arayüzü, Widget’ları, kullanışlı Friend Stream’i ve tabii ki klavyesi ile çok farklı bir telefon Desire Z. HTC’nin tasarımı pek değişmeyen telefonları arasında nispeten farklı tasarımı ve biraz daha ciddi hatlarıyla ve klas metalik arka kapağıyla hoş bir görünüme sahip. Yakın zamanda büyük bir fiyat indirimine giden telefonu 750TL lere almak mümkün ki bu kadar iyi bir telefon için çok ama çok iyi bir fiyat bu.

800 Mhz işlemcisi ikinci nesil olduğundan 1Ghz bir çok telefondan daha hızlı çalışıyor. O yüzden performansı konusunda sorun yaşamadım. Klavyesinin kullanımı da kolay. Biraz daha sert bir açma kapama mekanizmasına sahip olsaydı diye düşünmeden edemiyorum ama sonuçta sms delisi gençler gibi olmadığımdan uzun mesajlar yazarken ya da web browser kullanırken çok faydalı olan klavye diğer durumlarda genelde kapalı duruyor. Ha bir de Amiga emulatörüyle oyun oynarken çok işe yarıyor :D

Telefonun tek negatif yönü klavyesi nedeniyle ağırlığı. 180gr civarında bir telefon bu şakaya gelmez. Sıkı tutmanız gerekiyor. Gömlek cebinde telefon taşıyanlara pek uygun olmayacaktır :)

Gücü, şıklığı ve işlevselliği ile laptop’ımı açmaya gerek kalmadan herşeyi yapabiliyorum. Bu tip telefonlar artık mini-bilgisayarlar haline gelmeye başladı.

Bir de artık yeni bir pil teknolojisi bulunsa ne iyi olacak. ;)

Ürün sayfasına buradan ulaşabilirsiniz: tıklayın.

03 Haziran 2011

Optik bağlantıda gecikmeli ses sorununa çözüm.

Yazan: Barış Cebeci | Konu: Donanım |Yazılım

HTPC’imden Logitech Z5500′e optik kablo ile ses aktarırken kronik yaşanan bir problemle karşılaştım. Optik ses datası alıcıya ulaştığında yarım saniye gibi bir gecikme ile alıcı bunu çözüp ses alabiliyordum. Bu da çok kısa süren seslerde nerdeyse hiç sesi duyamama problemi yaratıyordu. Mesela  windows uyarı sesleri hiç duyulmuyordu. Bu da biraz sinir bozucu olmaya başlayınca çözüm aradım ve sonunda buldum.

Bir arkadaş program yazmış ve aslında “sessiz bir sesi” sürekli çalarak optik kanalı hep açık tutuyor (keep alive) böylece optik kanalın kapanmasını engelleyip basitçe problemi çözüyor. Programın değişik kişilerce yazılmış olanlarını buldum ancak bu linkini verdiğim program çok başarılı. Kendisi otomatik açılır açılmaz sesi çalmaya başlayabiliyor. Windows açılınca otomatik yükletirsek sorun çözülüyor.

Programı buradan indirebilirsiniz: tıklayın.

Gelmiş geçmiş en iyi Aksiyon RPG oyunu, yeni bölümüyle piyasaya çıktı sonunda. Dragon Age 2 nin çok kötü olmasının yanında doğru düzgün bir rpg oynayamamanın verdiği açlıktan sonra Witcher 2 hızır gibi yetişti.

Oyun o kadar iyi ki nerden başlanır anlatmaya bilemiyorum. Konuyu filan çok kurcalamayacağım spoiler olsun istemiyorum ancak kısaca hiç bilmeyenler için anlatayım.

Halk arasında Witcher diye bilinen bir grup insanın görevi halkın güvenliğini sağlamak için tehtid unsuru olan yaratıkları yok ederler. Bunun için kılıç, büyü, tuzak, ve çeşitli iksirler kullanırlar. Biz ise artık soyları tükenmekte olan Geralt isimli bir Witcher’ı oyunda canlandırıyoruz.


Tadına varmak için ilk oyunu mutlaka oynamak gerekiyor ama oynamadıysanız da hikaye size flashback’lerle ikinci oyunda aktarılıyor.

Witcher 2 ilk başta sizi muhteşem grafikleriyle etkiliyor. Oyun motoru gece/gündüz ve sis, yağmur, güneş ışınları gibi hava efektlerini muhteşem yapıyor. Yeterince kuvvetli bir PC’niz varsa grafikler aklınızı başınızdan alıyor.
Kasaba’da yürürken tüm halkın işiyle gücüyle ilgilenmesi, akşam olunca evine yada tavernaya gitmesi, gece dolanan sarhoşlar, gündüz peşinizi bırakmayan çocuklar, size laf atan kadınlar, yağmur yağınca saçak altına sığınanlar müthiş bir atmosfer sağlıyor.


Orman ise başka bir muhteşem. Bataklıkta yürürken iğrenç ve nemli havayı hissedebiliyorsunuz, bir şelale yanına geldiğinizde ise sanki taze hava ve serin su sizi rahatlatıyor. Mağara ve dehlizlerde ilerlerken ise sürekli kalbiniz küt küt atıyor.

İlk Witcher savaş kontrolleri konusunda biraz eleştiri almıştı ama Witcher 2 bu konuda çok gelişme sağlamış, artık savaşma büyü yapmak çok kolay. Karakter gelişimi varyasyonlar içeriyor. Bir kılıç ustası olabileceğiniz gibi büyücü ya da simyacı da olabiliyorsunuz. Ayrıca kendi zırhınızı ve kılıcınızı yapabilir ya da kendi büyülü iksirleriniz hatta ölümcül tuzaklarınızı hazırlayabilirsiniz.
Ve tabii mini oyunlar yine var. Bilek güreşleri,  zar oyunları,  bar kavgaları sizi boş bırakmayacak.


Oyunun hikayesi de eskisine oranlar çok daha sürükleyici. Yaptığınız seçimler verdiğiniz kararlar çok sonra bile gidişatı etkileyebiliyor. Oyunda politik entrikalar, ihanetler, vahşi savaşlar, romantizm, seks yani hayatta olan herşey var. 18 yaş sınırı da sanırım size bir fikir verecektir. ;)
Karakterlerin seslendirmeleri, animasyonlar ve ara sinematikler müthiş. Oyunda 16 tane farklı son olduğunu da burda belirtmek isterim. Tekrar tekrar oynanacak ve keşfedilecek bir oyun Witcher 2.

Teknik bir iki sıkıntı haricinde oyun kusursuz denebilir. Onlarda ilk birkaç yamayla beraber düzelecektir.

Sonuç olarak Witcher 2 o kadar çok şeyi doğru yapıyor ki belki de PC oyun tarihinin en iyi oyunlarından biri olacak. Polonyalı CDProjekt firmasına buradan tekrar teşekkür etmek istiyorum RPG nasıl yapılır ders vermişler. O büyük bütçeli içi boş oyunlardan sonra kendimize geldik gerçekten!

Bu macerayı kaçırmayın. Gümüş witcher kılıcınız ve witcher madalyonunuz hep sizinle olsun ;)

Not: Witcher 2′nin oyun konsollarına da hazırlandığı söylentiler arasında :)

Witcher 2 web sitesi için buraya.

Witcher 2 videoları için buraya bakın.

04 Ocak 2011

Canlı Starcraft izlemek ayrı bir zevkmiş.

Yazan: Barış Cebeci | Konu: Oyun

Starcraft II çıktı çıkalı gözümüz başka oyun görmez oldu. 10 yıllık aradan sonra strateji severler tekrar oyunun başına geçti ve başladılar lig maçlarına, turnuvalara.

Yakından takip edenler biliyordur eminim ama bilmeyenler için dünyaca ünlü olmuş profesyonel oyuncuların canlı yayınlarını izlemek istiyorsanız aşağıdaki adresten o an kim yayın yapıyor görüp hemen canlı (stream) yayınlara bağlanıp oyuncuları izlemeye başlayabilirsiniz.

Amerika, Avrupa ve tabii milli spor halinde oynanan G.Kore’den oyuncuları izleyebilirsiniz. Ve sohbet kanallarına katılıp onlarla iletişime bile geçebilirsiniz.

TLO, QxC, Gretorp,  Idra gibi bir çok ünlüyü takip etmek için tıklayın.

Ayrıca Türkiye Starcraft Ligi’ni buradan izleyebilirsiniz.

31 Aralık 2010

TRON efsanesi dönüyor! TRON Legacy

Yazan: Barış Cebeci | Konu: Sinema

TRON Legacy

1980′lerin başında TRON filmi görsel efektleri ve siber dünyayı muhteşem yorumlamasıyla türünün ilk örneği olmuştu.

Disney şimdi TRON Legacy ile filmin devamını göz zevkimize sunuyor. Bir devam filmi olduğundan ilk filmi mutlaka seyretmenizi öneririm. Sinemalarımıza çok yakında gelecek sanırım ve sabırsızlıkla bekliyor olacağım.

Unutmadan filmin müziklerini Daft Punk yapmış. Dinledim muhteşemler kaçırmayın!

IMDB linki için buraya, Fragmanlar için buraya tıklayın.

Paylaşım



Kısa kısa

  • 1996'dan beri internette sörf yapıyorum.
  • Web Tasarımı, HTML, CSS, Javascript, yani kısaca "client side" web uzmanlık alanım.
  • Şu an EBİ'de idefix.com, siberalem.com, itiraf.com ve diğer projeler üzerinde çalışıyorum.
Barış Cebeci